Kişisel Gelişim

Türkiyeli Rus Şaman: Aleksandr Tasev

Yazar:  | 

Merhaba Sevgili Kendime İyi Bakıyorum Okurları;

Bu röportajımda sizleri Aleksandr Tasev ile tanıştırıp, son zamanlarda dünyada ve ülkemizde neredeyse bir trend haline gelen, şifacı Şaman kültürü ile ilgili bilgilendirmek istedim. Ülkemizde çok meşhur olan bir başka Afrikalı Şaman ile daha önce tanışıp, seans almıştım. Çok değişik, anlatılması zor bir deneyimdi. Alex ile tanışmam ve akabinde gelişen süreç, seanslarımız, çok hızlı açılımlar ve farkındalıklar getirdi hayatıma. Duru görüsü inanılmaz açık. Kendisine gelecekle ilgili soru sorduğumda, ben falcı değilim diyor. Ancak, birinin resminden nasıl karaktere sahip olduğunu sayıp döküyor, şaşırıp kalıyorsunuz.
Sadece bu tip konular değil tabii, özellikle her türlü sağlık sorunlarında, doktor ve tıbbi tedaviye destek, en azından psikolojik takviye olarak insanların şifa bulmaya gittiği bir şifacı Alex. Nazar, büyü gibi negatif enerjileri de temizliyor. Bence o bir melek, aurası inanılmaz parlak saydam beyaz bir ışık yayıyor. Sık sık buluşup danıştığım ya da bir şekilde iletişimde kaldığım bir Türkiyeli Rus Şaman dost o benim için…

Şamanizm nedir? Nasıl Şaman oldun?

Şamanizm din değildir! Bu Şamanizm bir yol, bir bağlantı,bir yükselmedir. Yani Şaman hoca değildir, papaz değildir. Şaman ne yapar? Şaman, ruhlarla bağlantı kuruyor.Bunu, kendi hayatına ve diğer insanların hayatına denge getirmek için yapıyor. Bu, onun işi. Eğer, bir kabile, bir insan, bir kadın veya erkek sıkıntı yaşıyorsa, kavgalar, para sıkıntısı, sağlık sorunları yaşıyorsa, denge bozulmuş demektir.
Şaman bu bozulmuş dengeyi dengeli hale getirmek zorunda.

Vücutta denge varsa, vücut sağlam olur

Ailede denge varsa, aile sağlam olur.Kalplerde hatta ülkede denge varsa, o ülkedeki insanlar sağlam olur.
Dengeyi bozan şeyler içinde kötü fikirler, olumsuz düşünceler, hareketler, atalardan gelen bir takım genetik miraslar gibi çok fazla unsur vardır. Şaman, bu gibi dengeyi bozan durumları tespit ederek, kişinin, olayın, mekanın temizlenip dengelenmesini sağlayıp şifa veriyor.Benim nasıl Şaman olduğuma gelince; bizim ailemizden gelen bir güç var. Büyükannem bir şifacıydı. Bütün köy ona şifalanmak için gelirmiş ve onlara dualar ederek, şifalı otlar vererek, başka yöntemler uygulayarak insanları iyileştiriyormuş. Rusya’ da eskiden beri bu tür şifacılar çoktur ve insanlar onlara sık sık başvurur.
Ancak, artık bu şifacılar gitgide azalmaya başladı. Bildiğim kadarıyla, Türkiye’de de var.Ben büyükannemden el aldım. 14-15 yaşlarımdayken içimdeki bu gücü hissetmeye başladım. Bu güç, bir rahatsızlık hissi olarak ortaya çıktı. İçimden bir şey dışarı çıkmak istiyor gibiydi. Geceleri garip rüyalar görüyordum, insanlar bana bir şeyler anlatmaya, mesaj vermeye çalışıyorlardı. Araştırmaya başladım, kitaplar okudum, bana neler oluyor diye. Kontrolsüz astral seyahat yapıyordum o zamanlar. İlginçtir ki, bu tip olaylar bana hiçbir zaman korku vermedi.

15 yaşından beri çok şey yaşadım ve hiçbir zaman korkmadım

O zamanlar, internette ya da kütüphanede çok fazla bilgiye ulaşamadım, ben de kendi bedenimi, enerjimi kendi kendime keşfetmeye çalıştım. Örneğin; vücudumdaki enerjimi hissetmeye başladım, enerjimi hissederek, vücudumun çeşitli yerlerine göndermeye başladım, enerjimi kontrol altına almayı öğrendim. Bu da, bioenerji konusunda ilerlememi sağladı. 20 yaşında insanlarla çalışmaya başladım.Önce akrabamlarımla çalıştım, baş ağrısı, fıtık, ülser gibi ne varsa iyileştirmeye başladım. Sonra, komşuları iyileştirmeye başladım. Rusya’da bu tür şeylerden kimse korkmuyor, kimse günah olarak bakmıyor dolayısıyla Rusya’ da şifa verdiğim insanların sayısı kısa sürede arttı.

Tek amaç, şifa almaktı

22-23 yaşlarında artık , 3. Gözüm açılmıştı, ruhlarla bağlantı kuruyor, görebiliyordum ve ruhlarla ilgili araştırmalarıma başladım. Bilgilenmek, bilginin köklerine inmek istiyordum. Bir İngiliz yazarın kitabını okuyordum, kaynak gösteriyordu ama kökü neredeydi? Şamanlarla ilgili bilginin köklerine ihtiyacım vardı. Afrika’ ya gitmeye karar verdim. Orada, çok ciddi inisyasyonlardan geçtim, ciddi araştırmalar yapıp, kadim bilgiler edindim. Sonucunda, Afrikalı bir Şaman oldum. İşte, benim hikayem böyle…

En çok sorulan soru şu; Şaman ritüellerinden şifa bulanlar dinden çıkar mı?

İnsanlar bunu çok karıştırıyorlar. Şamanizm ile dinin alakası yok. Şaman, camiye gitme demez, kiliseye gitme demez. Şaman, sen şu dine mensupsun, sana şifa veremem demez. Mesela, ben camiye de, kiliseye de gidip dua ediyorum, kendimi çok iyi hissediyorum. Çünkü, o şifayla, Yaradan’ın ışığıyla bağlantı kurmuş oluyorum duayla… Ormana gidip, Şaman ritüelleri kapsamında, ruhlarla bağlantı kurup, şifa ve bilgi alıyorum. Şamanizm’ in din sınırları, duvarları yok. Şaman, bir insanın dinden nasıl şifa alacağına bakar, camide ya da kilisede, kişi denge ve şifa buluyorsa, oraya gitsin. Şaman, insanın, ülkenin, dünyanın dengelenmesi üzerine çalışır.

Uyguladığın bioenerji tekniğini anlatır mısın?

Özel bir teknik kullanmıyorum. İnsanın vücudunun üstüne elimi koyuyorum yani vücutla bağlantı kuruyorum. O anda, kişi bana söylemese bile, kırık, kist, sinir sıkışması ne varsa hissediyorum. Bilgisayarda tarama yaptığınızı düşünün; virüs taramasının aynısı burada oluyor. Benim 3. Gözüm açık olduğu için, kişi kapıdan girerken bile görüp, hissediyorum, neyi var, neyi yok diye.
Hastalığı hissedip belirledikten sonra, oraya şifa vermeye başlıyorum. Verdiğim bu şifa, benim içimde var olan, köklerimden gelen bir şey.

Şifa verirken dua okumuyorum, uzayla bağlantı da kurmuyorum!

Örneğin, kemik erimesi olan kişinin, kemiğinin içine şifanın nasıl dolduğunu, kemiğin parlak bir ışıkla nasıl dolduğunu, iyileşme sürecini görüyorum. Benim verdiğim bu şifanın, reiki ile diğer enerji teknikleriyle alakası yok, bende doğuştan gelen şifa enerjisini kullanıyorum.

Sana danışanlardan, şifa verip, iyileştirdiklerinden verebileceğin örnekler var mı?

Çok fazla iyileşen insan var. Örneğin; bir adam gelmişti, sağ bacağı tutmuyor, ağrılar içinde kıvranıyordu. Bilimsel tüm çareleri denemiş, bir çok tıp doktoruna başvurmuş, sinir sıkışması varmış. Doktor 2 seçenek sunmuş, birincisi ameliyat, bacağı ip gibi kalacak, ama ağrılarından kurtulacaksın, ikincisi ağrı kesici içeceksin, sonra duruma bakılacak. Biz çalışmaya başladık, 2 seanstan sonra ağrısı çok azaldı, bir süre sonra da birkaç kilometre kolaylıkla ağrısız yürüyecek hale geldi.
Yatağı ıslatan çocuklar var, 7-8 yaşında çocuklar. Türkiye’ de bu sorun çok var, kolaylıkla geçiyor aslında yaptığım seanslarda, hiçbir sorun kalmıyor.
Migreni geçen bir danışanımı aradım, nasılsın, migren ne durumda diye, migreni geçmiş, migreninin olduğunu bile unutmuş hatta.
Kanser hastası olan çok danışanım var. Tıbbi tedavilerle beraber, benim yaptığım seanslarla iyileşip, yaşamlarına eskisinden çok daha sağlıklı devam ediyorlar.

Brezilya’daki John of God’ a gitmek istediğimi biliyorsun. Sen de birkaç ay önce, oradaki şifa ortamına benzer kristal bir yatak geliştirdin. Hattâ ilk deneyenlerdenim, anlatılmaz yaşanır muhteşem bir deneyimdi. Bu yatağın özelliklerinden bahseder misin?

Afrika’ dan şifalı kristaller getirdim. Afrika’da, Şamanlar olarak, kristallere bir takım ritüeller uyguladık, otlarla yıkadık, kristalleri kestik, dualar okuduk vs… Şifalı hale getirdik.Şifa işleyişi şöyle: Işık kristale gidiyor, kristal ışığa enerji veriyor,çıkan ışık artık, şifalı oluyor. Benim kristal yatağımın özelliğine gelince, kristalleri kullanıldıktan sonra her 4. Günün sonunda çıkararak, temizleyip, şifa yenilemesi yapıyorum.Bunu neden yapıyorum, çok farklı hastalar geliyor, az da olsa, hastaların enerjisi kristallere geçebilir, diğer insanlara geçmesini önlüyorum. Eğer, temizlemezsem, 1 ya da 2 ay sonra, kristaller insanlara zarar vermeye başlayabilirler. Kristal enerji biriktiren bir madde; şifa biriktirebildiği gibi,insanların sıkıntılarını, olumsuz enerjilerini de biriktirebilir.
Kristal yatağımı hangi hastalıklara iyi gelir, kişide nasıl bir şifa etkisi yaratır diye hala deniyorum. Bu yatağı deneyen insanlar- biri de sensin- çok ilginç deneyimler yaşıyorlar, anlattıkları şeyler gerçekten olağanüstü.

Yaradan’ın takdirinin önüne hiçbir şey geçemese de, nedir şu büyüyle uğraşan insanımsıların kötülük yapma güdüsü? Büyü kaderi değiştirmese de, negatif bir durum, düşüncesi bile karanlık güçlere hizmet ediyor değil mi? Sen neler diyeceksin bu konuda?

4 senedir Türkiye’ de yaşıyorum, hakikaten Türkiye’yi, Türk insanını çok seviyorum. Ama, Türkiye’de ciddi bir büyü sorunu var. Büyü yapmak, insanın hayatını bozmak, sağlığını bozmak çok kolay, iyileşmek zor. Hocalar var bunlarla uğraşan. İnsanlar izinsiz birbirinin hayatını etkilemeye çalışıyorlar. Örneğin, ailesinin vermediği bir kızı, oğluna almak için bir kadın muska yaptırıyor, iyilik için! Ama insanın hayatına izinsiz girip, hayatını bozmuş oluyor iyilik adı altında. En çok kıskançlıktan yapılan büyüler var. Arabası, evi yok, evde mutlu değil, komşunun her şeyi var, karısı da güzel, neden o bunlara sahip? Kötülük yapmaya neden görüp, büyüyle bozmaya çalışıyor mutlulukları. Bu vakalar çok. Bu insanlara, bütün yaptığı büyüler bir zaman sonra geri dönecek, Allah bunun hesabını soracak. Büyü, çok ama çok büyük bir günah. İyilik amaçlı da , kötülük niyetli de büyü yapılmaz.
Mutlu olmak istiyorsan, neden başkalarına muska yaptırıyorsun, kendine yaptır o zaman!

Türkiye’ ye yerleşme hikayeni anlatır mısın?

4 sene önce, artık şifacılıkta adımı duyurduğum için, Türkiye’den de çağrılmaya başladım. Gelip, seanslar verip, dönüyordum. Türkiye’yi çok sevdiğim için yerleşmeye karar vermem uzun sürmedi. Türkiye’yi insanlarıyla, enerjisiyle, iklimiyle hakikaten çok sevdim. Genelde insanlar da iyi burada, onlarla çalışmak da çok keyifli. Bizim kültürümüz, Rusların kültürü çok farklı, ama Müslüman kültürünü, Türk kültürünü çok sevdim.
Şunu eklemek istiyorum müsaadenle; Türkler eskiden Şamandı. Hayır, bütün bir millet Şaman olamaz. 10.000 hatta 100.000 kişiden biri Şaman olabilir. Bütün bir milletin Şaman olabilmesi mümkün değildir.Ancak, bir milletin insanları, Şaman inançlarına sahip olabilirler.

Burada, genelde herkes Allah’a inanıyor ve İslam dinine mensup ama hala türbelere gidiyor. Etrafımda o kadar çok türbe var ki. Türbede uzun süre önce ölmüş dini bir kişinin mezarı var, orada dua ediliyor, enerjisi iyi geliyor diye gidiyorlar. Bu ritüel Şamanlar’da da var,Allah’ tan yardım istemek aynı zamanda atalardan da yardım istemek, onların güzel enerjisini hissetmek.

Bir de, nazardan korunmak için takılan göz var

Bu göz nereden geldi, çok araştırdım. Bu gözün köklerini bulamadım. Bu gözün çıkış noktası neresi, ilk kim yaptırdı, taktı bu gözü. Her yerde takılan, konulan bu gözün tarihinin başlangıç noktası nerede?.. Türklerdeki nazardan korunmak için takılan gözün kökeni Şamanizm’e dayanır bu bilgi kesin.
Şamanların et yiyip yemedikleri konusunda da birkaç şey söylemek isterim. Şamanlar eskiden avlanırmış pekala da et yerlermiş. Şamanizm Sibirya’ da doğmuş, orada meyve yok, sebze yok. 5000 yıl önce, güçlü olmak için, hayatta kalmak için, hayvan yağı, et, balık yiyorlardı ve çok güçlüydüler. Şamanlık sonra Afrika’ ya geçti, orada meyve var ama Afrikalı Şamanlar da et yiyor. 5000 küsür yıl önce, şimdiki gibi hayvan sevgisi yoktu. Hayatta kalma mücadelesi içinde çeşitli avcılık teknikleri geliştirip hayvanları yakalıyor, giyim ve besin elde ediyorlardı.

Şifa arayan insanlar sana nasıl ulaşsınlar?

Ben bir dergide yazmıyorum, reklamımı yapmıyorum, herhangi bir yerde adresim ya da telefonum yok.
İnsanlar beni tavsiye yoluyla buluyorlar. İyileşen , şifa bulan insanlar, dostlarına, akrabalarına, tanıdıklarına benden bahsediyorlar. Bu şekilde bana ulaşıyorlar. Benim için en güzel yol, en doğru yol da bu.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim sevgili Alex.

Şifa ile…
Aşk ile kalın…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Selin Bilgehan

Yoga ve Meditasyon Eğitmeni

Instagram: Selin Bilgehan

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir