Kişisel Gelişim

Tune şifa enerjisi yolculuğum – 2. bölüm

Yazar:  | 

 

Merhaba Sevgili Kendime İyi Bakıyorum Okurları,

Bir önceki yazımda anlatmaya başladığım Tune (Ayar) şifa enerji terapisi deneyimime kaldığım yerden devam edeceğim. Bir süreliğine yazılarıma yoğunluğum sebebiyle ara verdim. Bu aranın sebebi; yoga kampım ve bir eğitim kurumunda başka bir sektörde işe başlamamdı. Önceden yazmış olsam da bir türlü düzeltmeye zaman bulamadığım için yazımı sizlerle paylaşamadım. Sonunda sizlerle tekrar yazılarımla buluşabildiğim için huzurlu ve mutluyum.

Nilgün Sarar ile seans

Seans süresi olan 45-55 dakika boyunca hiç kıpırdamamak ve gözlerimi açmamak üzere yatağa sırtüstü uzandım. Gözlerimi açmamayı becerebilirdim ama sıkılıp en azından bacaklarımı kımıldatabileceğimi düşünmüştüm, ama öyle olmadı. Daha sonra vereceğim örneklerde, nedeni bilinmeyen bir şekilde vücut seans sırasında tepki verebiliyordu. Ben 1 saate yakın bir süre boyunca, bambaşka tepkiler verdim. Herkesin deneyimi, tepkisi farklı olan bu terapide, üzerimde hareket etmemi engelleyen tatlı, hafif bir ağırlık oluştu ve hiç kıpırdamadım, hiç de sıkılmadım.

Seans başladıktan bir süre sonra, gözlerim kendiliğinden kıpırdamaya, gözbebeklerim dönmeye başladı. Bu noktada gözlerimi açmamak için mücadele verdim. Kırmızı, beyaz, sarı gibi çeşitli renklerde yuvarlak, dikey şekiller görüyordum, Küçük Prens kitabındaki yılan çizimine benzer şekiller üst üste, yukardan aşağıya akıyor gibiydi. Işık patlamaları görüyor, yoğun beyaz bir ışık başımın üstünde doğuyor ve bedenime yayılıyordu. Ellerim istem dışı birkaç kere hareket etti. Uyumadım, hipnoz da olmadım. Zaten bu şifa enerjisinin hipnoz ile alakası yok, her şeyin farkında, olanları gözüm kapalı izledim ve hissettim. Bunlar olurken inanılmaz bir esrime duygusuyla dolup taştım, sanki ulvi bir güç başımdan aşağıya temizlik yapıyordu. Seansın başından sonuna kadar önceden de bilgi verdiğim gibi, dokunma veya temas hiç olmadı.

O gün seans bitip de Nilgün hanımla vedalaştıktan sonra, dönüş yolunda üstümden büyük bir yük kalkmış gibi adeta zıplayarak yürüdüğümü hatırlıyorum. O gün ve devam eden günler boyunca değişimin hayatıma yayıldığını hissettim. Tanımadığım insanlardan bile çeşitli yardımlar, iyilikler, gizli saklı kalmış olumsuz olayların hiç umulmadık bir şekilde ortaya çıkması ve şerden hayır doğuran olayların vuku bulmasıyla, bir süredir hayalini kurup, emek verdiğim tüm şeyler kapılarını teker teker açmaya başladı. Çünkü enerjim değişmeye başlamıştı. Sen nasılsan, zihnin, düşüncelerin ne kadar temiz ve arınmışsa, karanlık kapılar kapanıyor, o aydınlık kapılar açılıyordu.

Ve Tune Semineri başladı

20 gün sonra, bir otelde 2 gün süren Tune seminerine katıldım. Her yaştan kadın ve erkek şifa bulmaya ve şifa olmaya gelmişti. 80 yaşında olduğunu söyleyen ama yaşını hiç göstermeyen, seminer için Adana’dan gelen, hayata sımsıkı bağlı, yaşama sevinciyle dolu güzeller güzeli bir hanımefendi vardı. Onu hiç unutamayacağım. En küçük bir olumsuzlukta bile hayata küsen, depresyona giren genç insanlara çok güzel bir örnekti. Seminerin gizlilik ilkesine aykırı davranamayacağım için ayrıntıya girmeyeceğim. Sadece şu örneği verebilirim; ilk gün, kronik rahatsızlığından dolayı uzun süredir kolunu kaldıramayan bir terapist adayı, 2. gün artık kolunu kaldırıyor ve uzun süre havada sabit tutabiliyordu. Ellerin bedene değmeden uyguladığı, holografik ya da sadece imgeleyerek uzaktan verilen çok güçlü bir şifa enerjisiydi Tune…

Seminerin ilk gününün bitiminde, evim seminerin olduğu yere uzak olduğundan, aynı otelde konakladım ve o gece, enerjimden yerimde duramadım. Nedensiz bir mutlulukla doluydum! O gün uzaktan tune enerjisi göndermeyi öğrenmiştik. Haber vermeden enerji gönderdiğim bir arkadaşımı telefonla arayıp, ona ne yaptığımı söylemeden, nasıl hissettiğini sordum. Bana verdiği cevap aynen şöyleydi: “Hani bahar gelince, aşık olma isteği doğar ve o isteğin gerçekleşir de mutluluktan yerinde duramazsın, kimse yok ama ben biri varmış ve ona aşıkmışım gibi hissediyorum ve çok mutluyum”

Her seans farklı deneyim

İlk tune terapimi, bir meditasyon kampının bittiği gün batımında, deniz kenarında uyguladım. Şezlongda yatan birine tune uygulaması yapmak zorluydu. Şifa verirken şifa aldığım için ve arkadaşımın verdiği tepkilerin coşkusuyla gücüme güç katan bu ilk deneyimim beni daha da motive etti. Adeta vücudu havalanacak gibi oluyor ve coşkulu kahkahalar atıyordu. Seans sonrası, hayatında hiç bu kadar mutlu olduğunu hatırlamadığını, sanki bulutların üstünde uçuyormuşçasına göğe yükseldiğini, Yaradan’ın sevgisini derinden hissettiğini söyledi. Aynı zamanda da her şeyin farkında olduğunu, yaptığı hareketler, attığı kahkahalar dolayısıyla da benden biraz utandığını da ekledi. Aynı arkadaşım, 4 kez daha tune şifa seansı aldı ve her seans ona benzer esriklik duyguları yaşadı ve yaşattı.

Benden şifa seansı alanların hepsinde farklı tepkiler oldu. Seans sonrası yaptığım görüşmelerde olumlu geri dönüşler aldım. Her şeyden önce daha neşelilerdi. Uykuları düzelmişti, artık kriz diye nitelendirdikleri anları dahi eskiye göre olumlu ve sakin karşılıyorlardı. Hayatlarında çözemedikleri sorunları seans sonrasında daha rahat analiz edip çözdüklerini söylediler.

Şifa terapisi haricinde evrene tamamen uyumlandığın, farkındalığını daha da artıran sadece AYAR denilen bir uygulama daha var. Onu da seminer de öğrendik, ancak kendimize yapamıyoruz. Bu bahsettiğim seans için sadece bir kere şifa terapisi almak yetiyor. Seminerden sonra, AYAR seansı için Nilgün Hanım’dan bir randevu daha aldım. Seans sırasında oda çok sıcak olduğu halde titreyecek kadar üşüdüm. Bittiğinde dingin, sakin ve çok huzurluydum. Nilgün Hanım’ın da teşvikiyle, o günden sonra verdiğim yoga dersinin sonundaki “shavasana” (derin dinlenme) sırasında öğrencilere bilgi vererek tune uygulaması yapmaya başladım. Aldığım geri bildirimler yine benzer nitelikteydi; neşe, sevgi, aşk, huzur ile dolup taşma, dingin, tatmin olmuş bir ruh hali… Neye ihtiyacımız varsa onu aldığımız bir enerji olduğu için, iştah açıcı bir özelliği olmasa da iştahı kapalı olup halsiz hissedenler yemek yemeye başladıklarını söylediler.

Bir önceki yazımda, bu şifa enerjisinin, insanlardan başka, hayvanlara ve bitkilere de uygulandığından bahsetmiştim. Mekanlara ve hatta olaylara da uygulandığını burada eklemeliyim.

Neye ihtiyacın varsa onu alacaksın!

Evren bizim ihtiyacımız olanı bizden daha iyi biliyor, istediğimiz bir şey olmadığında olan hayır buna en güzel örnek. Niyet yok, dilek yok… Tamamen varoluşun sonsuz şifa enerjisine teslimiyet ile kabul var. Gelen her ne ise, şifan da o! İyileşmesi gereken iyileşecek. Zihninle, yediğin, içtiğinle, soluduğun kirli havayla ya da tuttuğun nefesle bloke ettiğin ve hatta sabote ettiğin ne varsa arınacak, evrenin sonsuz şifasına uyumlu hale gelecek.

Konuyla ilgili detaylı bilgiyi Nilgün Sarar’ın web sitesi: www.tunetolife.com dan alabilirsiniz. Aynı zamanda yine Nilgün Sarar’ın şahsi facebook sayfasından da yararlanabilirsiniz.

Hz. Mevlana Celaleddin Rumi’nin sözlerinde olduğu gibi;

Can konağını aramadaysan,

Cansın

Bir lokma ekmek arıyorsan,

Ekmeksin.

Şu nükteyi biliyorsan,

İşi biliyorsun demektir:

Neyi arıyorsan O’sun sen !

Şifa ile…

Aşk ile kalın.

Sevgilerimle

Selin Bilgehan

Yoga ve Meditasyon Eğitmeni

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir