Kişisel Gelişim

Kozmik Yaralar

Yazar:  | 

 

Kişisel gelişim terimini duyunca koşarak uzaklaştığını kahkaha atarak anlatan ve artık bu iki kelimenin içi boşaltılmış bir kavram haline geldiğinden dem vuran kuzenimle sohbet ediyorduk. Elinde tuttuğu kitabın kapağındaki yazıyı göstererek “Burada vaat edildiği gibi, kitabı okuyunca 21 günde dertlerinden kurtulan olmuş mudur? “ diye sordu.

“Kişisel gelişim adı altında yayınlanmayan ancak insana, varoluşa, hayata bambaşka gözlerden bakmamızı, sorgulamayı, analiz etmeyi, cevabını belki de hiç kimsenin bilmediği sorulara ışık tutarak, içimizde kendimizin bile fark edemediği gizemlerle yüzleşmemizi sağlayan eserler vardır. Örneğin; Tolstoy’ un ünlü eseri “İvan İlyiç’ in Ölümü” metaya, statüye, diğerlerine bağımlı, boşa geçen hayatın anlamsızlığını karamsar bir dille anlatırken, kişisel gelişimde 21 günde mutluluk vaat edenlerden daha etkili olmuştur benim hayatımda…” diye cevapladım.

Siyah Beyaz ve Renkli Tiyatro’nun SahneBeşiktaş’ ta izleyicilerle buluşturduğu “ Kozmik Yaralar” da işte böyle oyunlardan biri… Bir başka bedende kendini bulmak. Bir başka bedenin kozmik yaralarıyla, travmalarıyla tanışırken kendininkilerle yüzleşmek. Yargılanmadığında, kabul gördüğünde affedilmeye de gerek olmadığını fark etmek. Karşıdakinin sevgisinin derin bir anlayış örgüsüyle harmanlandığını hissettiğinde teslim olmanın o muhteşem hafifleme duygusunu, o yılların biriktirdiği, irin kaplamış yaraların artık iyileşmeye başladığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Açlığını giderecek bir tas çorba, biraz ekmek, içini ısıtacak bir bardak çay,  güvende hissetmeni sağlayacak bir barınak, ısınmak ve bir şeyler pişirmek için bir fırın… Başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktu. Birbirlerinden başka…

Düğününden üstünde gelinliğiyle kaçan Rosanna arabasıyla Arizona’ dan yola çıkar. Kendisini uzay boşluğunda uçuyor gibi hissederek kıtanın diğer ucuna Alaska’ ya kadar yolculuk eder. Arabası bozulup, donarak ölmek üzereyken, toplumdan izole yaşayan Henry Harry’nin kaldığı ahıra sığınır.

Cindy Lou Johnson‘ın yazdığı, Güneş Sayın ve Çağrı Şensoy’ un yönettiği, Zeynep Erdem‘in sahne, Emir Uğurçağ’ın ışık tasarımını yaptığı Kozmik Yaralar’ın oyuncuları Miray Beşli Çapa ve Yusuf Akgün ile keyifli bir söyleşi yaptık.

Kozmik Yaralar’a dahil olma ve hazırlanma süreciniz nasıl geçti? Motivasyon kaynaklarınız nelerdi?

Miray Beşli Çapa: Oyunu New York’ta Off-Broadway ve Actors Studio’da izlemiştim. Actors Studio Drama School’da okurken sınıfımda da sahne derslerinde bazı arkadaşlarım bu oyunun bazı sahnelerini çalışmışlardı. Çok beğenmiştim. Yıllar sonra Türkiye’ye döndüğümde aklımda hep tiyatro yapmak vardı. Çağrı ile tanıştım ve dost olduk. Çağrı ile tanışmamı çok büyük bir şans olarak görüyorum. Çağrı da ben de kendimiz bir şeyler yapmak, üretmek istiyorduk. Çağrı zaten kendi projelerini 10 seneden fazla süredir çok başarılı bir şekilde ortaya koyuyor, üretiyor. Sonra aklıma New York’ta izlediğim ve çok beğendiğim “Brilliant Traces” oyunu geldi ve oyunu Drama Book Shop’tan sipariş edip bir daha okudum. Daha sonrada araştırdım ve oyunun Türkiye’de hiç oynanmadığını öğrendim. Oyunu Çağrı’ya gönderdim. Çağrı okudu ve o da bu oyun için yeşil ışık yaktı. Aradan zaman geçti ve tam bu oyunu yapmayı rafa kaldırdığım, unuttuğum ve hiç düşünmediğim bir anda, Çağrı geldi ve hadi o bahsettiğin oyunu yapalım mı dedi. Yusufla bizi tanıştırdı, sonra da Güneş ile tanıştık. Böylece hiç unutamayacağım ve çok şey öğrendiğim bu güzel macera başladı. Kendimi Çağrı, Güneş ve Yusuf’la olduğum için çok şanslı hissediyorum. Hem dost olarak hem sanatçı olarak onlara denk gelmem çok büyük bir şans. Kendimi şanslı hissediyorum. Ekip şahane! Oyunumuzun basarılı olmasını aramızdaki dostluk, çalışma, tutku, birlik içinde çok istiyorum. Yusuf’la birbirimize hep sevgi ve güvenle yaklaştık, birbirimizi dinledik ve güvendik. En büyük motivasyon kaynaklarımdan biri yönetmenlerin yüzünün gülmesi, ortaya çıkan işten mutlu olması.

Yusuf Akgün: Siyah Beyaz ve Renkli birkaç yıldır içine dahil olduğum bir ekip… Çağrı ve Güneş tekrar sıramın geldiğini söyleyince büyük bir hevesle Kozmik Yaralar’a dahil oldum. Text çok güçlü ve benim derdimi anlatan bir hikayesi var bunun yanında bir aktörün sahnedeki bütün isteklerini tatmin eden çok şanslı bir rol Henry Harry. Yaşamımda da Henry ile tanışmaya ihtiyaç duyduğum bir dönemdi zaten, ben rollerin bir aktörü buluşunun karma olduğunu düşünüyorum.

Rosanna ve Henry’  e  kendinizden neler kattınız ya da onların size kattıkları neler olabilir?

MBÇ: Bir karakteri yaratırken her zaman önce kendimden yola çıkarım ve sonra kendimden uzaklaşırım ya da yakınlaşırım ama aslında her şeyin özü kendi özümden gelir ve oradan büyüyerek değişerek yaratılırr. Rosanna da benim içimdeki sonsuz potansiyelden bir tanesi. Karakter ve kendi özüm arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdım ve ikisini birleştirmeye birbirlerinin içine geçirmeye çalıştım. Her gece sahneye çıktığımda orada ben değil, tabii ki Rosanna var, bambaşka yeni bir karakter var, ama her gece de o sahneden inerken de ben kendi ruhumdan, kalbimden bir parça bırakıp iniyorum o sahneden. Benim için anlamlı olan bu. Bir karakteri eşsiz yapacak şey de bu. Bu benden çıkan bir Rosanna karakteri, bir başkasının oynadığı Rosanna enerji olarak bambaşka olacaktır. Ayrıca Rosanna’yı ve onun yaşadığı zorlukları yaşayan insanları onurlandırdığımı, saygıyla andığımı düşünüyorum her gece. Rosanna’nın yaşadıklarını yaşamış insanlara, bütün Rosannalar’a selam olsun diyorum.

YA:  Ortalığı toplarken söylenmemeyi öğrendim Henry’den… Bir de artık yemek yapmaya başladım.

Oyun bir nevi teatral terapi gibiydi. İzleyicinin kendisiyle de yüzleşmesini sağlayabilecek nitelikteydi. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

MBÇ: Hepimizin içinde “kozmik yaralar” var. Bu yaralarla yüzleşmek cesaret istiyor. Ancak kendimizle ve bu yaralarımızla yüzleşirsek iyileşebiliriz ve etrafı da iyileştirebiliriz. İzleyici de oyunu izlediğinde, ”Evet bende de bu yaralardan var” deyip bununla yüzleşmeye yaklaştıysa bu mutluluk verici. Çünkü günümüzde herkes bu yaraların üstünü kapamaya ya da yok saymaya çalışıyor, o şekilde “güçlü” olabileceklerine inanıyorlar. Ama aslında kimse kozmik yaralarını yok sayamıyor, reddediyor ama bu durum bir yerde patlak veriyor. Bum! Büyük bir patlama ya da yüzleşme er ya da geç gelişiyor. Çoğu insan günümüzde yaralarını ve “zayıflık” gördüğü hassas noktalarını kapatmaya calışıyor. Oysa bence esas onurlandırılması gereken bu hassas kozmik yaralarımız. İnsan da bu saklama, üstüne kapama süreci içinde kendi acı ve yaralarını yok sayarak sadece kendini sertleştiriyor. (Bence bu durum daha ileri gideyim kansere bile sebep oluyor, bastırılmış iyileşmemiş yaralar zamanla büyük bir tümör haline geliyor!) Kendini sertleştiren insan da bir şey hissedemiyor, canlılık ve tazeliğini, yasam ışığını kaybediyor. Oysa önemli olan hayatta yaşadığını hissetmek, duygularınla, çocuk kalbinle, yaralarınla bağlantıda olmak ve kim olduğunu gerek acıyarak gerek mutlu olarak bulmak ya da bulmaya çalışmak. Bence bir şeylerin üstünü kapamak ya da kendini sertleştirmek, insanın kendine ihanet etmesidir. Dışarıdan görünenin hiç önemi yoktur. Aslolan kendi kendimize verdiğimiz iç hesaplaşma, iç huzurdur, iç müziğimizdir.

YA: Bunu duymak çok güzel sahneyi, kendimi ya da bir başkasını tedavi edecek bir yer olarak görmüyorum ancak analiz edilmemiş bir hayat yaşanmamış demektir. Tiyatro seyirciye bunun için fırsat sunuyor, kendiyle ve yaşamla ilgili farkındalık yaratıyorsa değerli oluyor.

Fiziksel yakınlaşmadan önce ruhların yakınlaşmasını hatta birleşip tek ruh olmasını izledik. Öylece, oldukları gibi, yalansız, süssüz, maskesiz,  hakiki halleriyle ilişkinin içindeydiler. Ruhen, bedenen ve zihnen uyumun ancak bu şekilde var olabileceğini söyleyebilir miyiz?

MBÇ: Tamamen gerçek,dürüst ve olduğun gibi olunca ancak gerçek yakınlaşma ve uyumun olabileceğini düşünüyorum. Öbür türlü arada hep gerçek olmayan bir şeyler varsa bu bence hissediliyor ve ruhlar tam şaha kalkıp dans edemiyor. Maskesiz ve gerçek olmak, duygularını olduğu gibi ifade edebilmek, hassas olabilmek, kırılganlığını açıp gösterebilmek bence müthiş bir şey, hatta çok seksi bir şey. Günümüzde genelde insanlar tam tersini yapıyor, “kozmik yaralarını” saklamaya çalışıyorlar. Çıplak olmak çok büyük cesaret istiyor ve ancak iki kişi de açık ve çıplaksa gerçek bir birliktelik oluyor, nirvanaya giden en büyük yakınlık evet bence buradan geçiyor.

 Miray hanım, New York Actors Studio‘ya burslu kabul edildiniz. Yurtdışında rol aldığınız oyunlar var ancak bu oyunla ülkemizde ilk defa sahneye çıktınız. Rosanna gibi çok zor bir karakteri canlandırmak nasıl bir deneyimdi?

MBÇ: Harika bir deneyimdi. Müthiş bir yolculuktu ve bu yolculuk hiç bitmedi, hala daha yeni keşiflerle ve heyecanla devam ediyor. Rosanna kesinlikle çok komplike bir karakter. Ben Rosanna karakterine bayılıyorum, kalbini ve içgüdülerini dinleyişine, hayata tutunma çabasına hayranım. Benim için süreç çok öğretici oldu, çok farkındalık getiren bir deneyimdi. Daha önce New York’da Off- Broadway’de oyunlarda oynadım ama İstanbul’da ilk oyunum Kozmik Yaralar. Cok heyecanlıyım. Kendimi böyle bir başlangıç yapma fırsatı bulduğum için çok şanslı hissediyorum.

Yusuf bey, Yeditepe Üniversitesinde  oyunculuk eğitimi sonrası üstad Ferhan Şensoy’ un  asistanlığını yaptınız. Birçok dizi, film ve oyunda rol aldınız.  Bundan sonraki hedefleriniz neler?

YA: Çok şanslı bir oyuncuyum, harika ustalarım oldu şimdi de  Siyah Beyaz ve Renkli ile harika bir genç kuşağımız var. Yolum orta oyunculardan, Yeditepe’den,  Dot’tan geçtiği için çok şanslıyım. Şimdi Siyah Beyaz ve Renkli’de çok mutluyum.  Daha fazla senaryo okumak istiyorum her zaman yazdığım birkaç oyun var, bu yaz onlara bir çeki düzen vermeye kararlıyım. Hedefim mi bilmem; ama oynamak ve yazmak istiyorum mütemadiyen…

 Tiyatro salonlarının doluluğu yüzleri güldürüyor. Biletler satışa çıkar çıkmaz, online olarak almazsak, iyi bir yer bulmayı bırakın, yer bulmak imkansız. Umarım böyle devam eder. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

MBÇ: Harika diyorum. İzleyiciler hep olsun ki tiyatro hep devam etsin. Kar amacı gütmeden çok zor koşullarda büyük emek vererek sadece gönül vererek yapılan bir iş tiyatro. Ve bunun karşılığını görmek çok mutlu edici. Kalbinizi ortaya koyarak bir iş yaptığınızda demek ki sizi duyan, gerçekten gören birileri oluyor. Yalnız olmadığımızı hissediyoruz ve birlikte büyüyüp çoğalıyoruz. Seyirci yoksa tiyatro da yok. Biz bu işi beraber yapıyoruz, bu aşkı beraber yaşıyoruz. Bu mutluluk verici. Kalplerin karşılıklı çarpması çok önemli.

 YA: Yaşamın kırılma noktalarında tiyatronun her zaman ne kadar etkin ve etkileyici olduğuna dair Sevda Şener’in kitabını okumakta fayda var. Teknolojinin yalnızlaştırdığı bir çağda en ilkel eğlencemizin bir hikaye etrafında toplanıp ısınmak olduğunu hatırlıyoruz hepsi bu.

Bu güzel röportaj için teşekkür ederim.

Kozmik Yaralar oyunu, 12, 26, 27 Nisan 2019 tarihlerinde SahneBeşiktaş’ta perdelerini açıyor.

Keyifli seyirler dilerim.

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir