Yaşam

Gizem Zor ile karış karış İtalya

Yazar:  | 

Merhaba Sevgili Kendime İyi Bakıyorum Okurları,

Kendimize iyi bakmanın yolu bedenimize iyi bakmanın yanı sıra ruhumuza da iyi bakmak değil mi? Bu hafta, sizi benim ruhuma çok iyi gelen, sizin de ruhunuza iyi geleceğine inandığım bir yere götürmek istiyorum. Rengarenk evleri ile ün salmış Burano adasına gidiyoruz.

Burası Venedik lagünü içerisinde yer alan ve capcanlı renklerle bezenmiş evleri ile huzur dolu bir ada… Eski zamanlarda ada geçimini dantel ve balıkçılıktan sağlıyormuş. Günümüzde ise turizm en önemli geçim kaynakları… Venedik’ten Burano adasına vapurettolar ile  yaklaşık 45 dk süren bir yolculuk sonunda ulaşıyorsunuz. Burano öncesi ilk durağımız Murano adası oluyor. Burası cam işçiliği ile oldukça ünlü bir ada. Arzu ederseniz bu adada da 1-2 saat vakit geçirip, cam atölyelerini ve birbirinden değişik cam ürünlerinin satıldığı dükkanları gezebilirsiniz.

Burano adasına varır varmaz dikkatimi ilk çeken adanın trafiğe kapalı olması ve bunun etrafa yaydığı huzur oldu. Bir an önce renkli evler arasında dolaşıp, adayı keşfetmek istedim. Attığım her adımımın daha heyecanlı ve bir öncekinden daha hızlı olduğunu fark ettim. Evlerin renkleri, dokusu öyle canlı, öyle güzel ve yaşanmışlıklarla doluydu ki her eve misafir olmak, hikayelerine ortak olmak istedim.

Adanın bir de farklı bir hikayesi olduğunu öğrendim. Adada yaşayan erkekler akşam evlerine sarhoş döndüklerinde yanlış eve gitmesinler diye evin kadınları tarafından tüm evler farklı renklere boyanmışlar. Evlerin renklerini de ancak özel izin alarak değiştirebiliyorlarmış.

Rengarenk evler arasında yürümeye başladıkça kendimi bir masalın içinde hissetmeye başladım. Pencerelerden sarkan çiçekler, değişik saksılar, farklı kapılar ve sokaklara yaşanmışlık katan dışarıya asılmış çamaşırlar ile adeta burada büyülendim.

Etrafta binlerce turist bu rengarenk dünyayı fotoğraflamak için adeta birbiri ile yarışıyordu. Ev sahipleri de bu duruma alışmış gibiydi. Hatta bir tanesi Alya’yı öyle çok sevdi ki evine kısa süreli misafir bile olduk. Masmavi penceresinden dışarıya bakmak, bu rengarenk dünyaya bir de farklı bir taraftan bakmak çok güzeldi.

Meydandaki dantel dükkanlarını ve San Martino kilisesini de gördükten sonra dinlenmek ve yemeklerin tadına bakmak için bir restoranda oturduk.

Eğer pişman olmak istemiyorsanız, her bir köşesini fotoğraflamaktan bıkmadığım, her detayına bakmaktan büyük keyif aldığım Burano adasını ziyaret etmeden Venedik’ten dönmeyin. Ruhunuza çok iyi gelecek bir gün geçireceğinize size söz verebilirim.

Sevgiler,

Gizem Zor
Seyahat, Yaşam ve Stil Günlüğü

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir