Yaşam

Fast Food Hayatlar

Yazar:  | 

Değerli Kendime İyi Bakıyorum okurları, bu yazımda sizlere sosyal medyanın hayatımıza etkilerinden bahsetmek istiyorum. Maslov’un İhtiyaçlar Piramidi’ne göre sevilme ihtiyacı insanın kendini gerçekleştirme basamağına gelmeden iki alt basamağında yer almaktadır. İnsan hayatı boyunca yaptığı pek çok şeyi ‘’takdir edilmek ve sevilmek için yapar.’’ Yani birazcık şeker almak için koca bir keçi boyunuzunu yer. Sevilmek, takdir görmek ve beğenilmek çok güzel ama aşırıya kaçarsak nasıl bir durumla karşı karşıya kalacağımızın farkında mıyız?

Sosyal medyada yaratılan ‘mış gibi hayatlara’ baktığımızda insanlar ne kadar mutlu… Aynı karenin içine girsek, o insanlarla kahve içiyor veya yemek yiyor olsak onların ne kadar mutsuz ve yalnız olduğunu görebilirdik. Ama fotoğraf kareleri bizi o ana, o kişiye veya o ambiansa özendirmeye yetiyor.

Eskiden popülerlik kavramı bulunduğumuz çevrede ne kadar sevildiğimiz ve beğenildiğimiz ile özdeşleştirilirdi. Şimdi ise popülerlik algısı sosyal medya ile hayat buluyor. Kısacası hayatlarımızda yemeklerimiz gibi fast food oldu. Her şeyi çok hızlı tüketiyoruz. Çabuk seviyor, sonra da çabuk sıkılıyoruz. Hızlı yiyor, hızlı konuşuyor ve kısacası hızlı yaşıyoruz. Dünyamızı telefonlarımızın içine hapsettik; birbirimizi ekranlardan izliyoruz. Diyeceksiniz ki sen sosyal medya kullanmıyor musun, yaptığın işler doğrudan bu alanlara hitap etmiyor mu? Tabii ki bu alanlarda çalışıyorum, ben de paylaşım yapıyorum, zaman zaman sosyal medyada kendimi kaybediyorum. Kısacası kendim de dahil sözüm hepimize…

Son yıllardaki durumumuz bana 2013 yılında çekilmiş ‘Her’ adlı festival filmini anımsatıyor. Yalnız bir adamın bilgisayar işletim sistemi ile yaşadığı aşkı konu alan filmi 2014 yılında izlediğimde, bu kadarı da fazla demiştim. Geçen 3 yıl içerisinde bu durumun hiç de imkansız olmadığını kavramaya başladım. Sosyal medya ile ilişkimiz adeta aşk boyutunda…

Bence gerçekten sanal dünyamızdan bağımsız sosyalleşmeye ihtiyacımız var. Dışarı çıkıp arkadaşlarımızla vakit geçirmeye, bölünmeden kitap okumaya, fotoğraf çekme kaygısı yaşamadan bulunduğumuz ortamdan keyif almaya çalışmalıyız. Hatta gelin birlikte bu hafta teknoloji detoksu yapalım. İhtiyacımız nispetinde teknolojik aletlerle bağ kurup gerçek anlamda sosyalleşelim ya da yalnız kalacaksak da yalnızlık kalalım. Daha çok bize özel anlar yaratalım. Bakalım kendimizi nasıl hissedeceğiz?

 

Tuvana Eroltu
Marka Danışmanı
Instagram: tuvanaeroltu
Instagram: tuvanaeroltuilemarkalasma
Facebook: Tuvana Eroltu ile Markalaşma

2 Yorum

  1. Burak

    19 Nisan 2017 kategori: 11:06

    Tesadüfen okuduğum yazınızda, sosyal medya hakkındaki söylediklerinize katılıyorum ancak dikkatimi çeken başka bir nokta var: “İnsan hayatı boyunca yaptığı pek çok şeyi takdir edilmek ve sevilmek için yapar”. İşte bir şeylerin başladığı ve bittiği nokta bu aslında. Peki, insan hayatı boyunca niçin pek çok şeyi takdir edilmek ve sevilmek kaygısından uzak, karşılık beklemeden bir başkası için yapmaz? Mesela sizin, sevdiğiniz bir insan için, kendiniz istemeseniz bile sadece o istiyor, o mutlu olsun gözlerindeki ışık bana yeter diyerek vazgeçtiğiniz şeyleri düşündünüz mü hiç? (aşırılık ya da kıskançlıktan bahsetmiyorum).Böyle bir aksiyonla karşılaşmanın sonucu fedakarlık mı olurdu yoksa kimse benim hayatıma karışamaz demek mi olurdu? Küçük, hatta farkında bile olunmayacak bir ayrıntılardan biridir belki de bu.

    • Tuvana Eroltu (Marka Danışmanı)

      19 Nisan 2017 kategori: 16:05

      Öncelikle değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sizin altını çizdiğiniz noktaya kesinlikle katılıyorum. Ancak günümüzde yaşanan sosyal medyada popüler olma kaygısı bizi bu noktaya itmeye başladı. Keşke pek çok kişi herhangi bir karşılık beklemeden, sırf karşısındaki insanı mutlu etmek için bir şeyler yapsa…

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir