Diyet

Tatlı krizi ile baş etmenin 10 yolu

Yazar:  | 

Tatlı krizi, içinde ‘tatlı’ gibi sevimli ve lezzetli hoş duygular uyandıran bir kelimeyi barındırsa da, krizi oluşturan sebepler incelendiğinde sağlığımızı tehdit eden birçok hastalığa davetiye çıkardığını görmekteyiz. Bu haftaki yazımda, kilo problemi yaşayan çoğu insanın ortak problemi olan bu krizlerinin sebeplerini, tatlı krizleri ve aşırı şeker tüketiminin zararlarını ve bu atakları önlemek için neler yapılabileceğini anlatacağım.

Kadınlar, tatlı krizlerine neden teslim olur?

Tatlı krizi, tatlı severler için dayanılması en zor durumlardan biri. Özellikle kadınların erkeklere oranla çok daha fazla tatlı müptelalığı yaşadığı bir gerçek. Kilo problemlerinin kaynağının bu dayanılmaz ve karşı konulmaz tatlı krizleri sonucu kontrolsüz ve ölçüsüz yenen tatlılar olduğu, son yapılan araştırmalarda ciddi rakamlarla ortaya kondu.

Kadınların daha fazla şeker tüketimine yönelmesinin sebeplerinin başında, özel gün sendromlarını şeker yiyerek atlatacaklarına inanmaları yatmakta. Kan şekeri düşüklüğünün şekerli yiyeceklerle yükseltmenin doğru olduğunu düşünmeleri ve zihinsel aktivitenin şeker yiyerek artacağını sanmaları da bu krizlere teslim olmalarına neden oluyor. Ancak, durum ne yazık ki böyle değil.

Tatlı krizine ne sebep olur?

Bu noktada ilk bahsedilmesi gereken konu, kan şekeri dengesizliğinin sebebinin yenilen yiyeceklerin glisemik indekslerinden kaynaklandığıdır. İşte bu dengesizlik tatlı krizlerine neden olur ve insülin metabolizmamızın bozulmasına, diyabet, obezite, kalp ve damar hastalıkları ve hatta kanser vakalarının ortaya çıkmasına sebebiyet verir.

Glisemik indeks nedir?

Glisemik indeks, yiyeceklerin kan şekerini yükseltme oranıdır. Bunu en kolay örneklerle açıklayabiliriz. Sabah aç karınla uyandığımızda kan şekerimiz uzun süre hiçbir şey yemediğimiz için çok düşüktür. Kahvaltımızda yer alan haşlanmış yumurta, beyaz peynir, zeytin, ceviz badem gibi kuruyemişlerin, her türlü yeşillik ve sebzelerin, glisemik indeksleri 0’dır. Zengin bir kahvaltı, kan şekerimizi aniden yükseltmeyerek bizi uzun süre tok tutar. Kan şekeri dalgalanması yaşamayan, enerjisini kaliteli protein ve kompleks karbonhidratlardan alan vücut, şekerli ve unlu mamüllere saldırmaz. Tatlı krizi yaşamadan güne devam eder.

Öğle ve akşam yemeklerinde de şekerli ve unlu gıdalar yemeden günü tamamlarsak, kan şekerimiz dengeye kavuşur. Bu denge sayesinde ne yemek sonrası rehavet ve uyku hali ne de dayanılmaz tatlı krizleri yaşarız.

Anlık mutluluklar dalgalanma yaşatır

Tam aksini düşündüğümüzde, bir kereden bir şey olmaz gibi bahanelerle bir dilim çikolatalı pastaya, sıcacık ekmeğe, simide ya da bol kremalı ve şuruplu hazır kahvelere hayır diyemeyen kişiler, o krizi yenme hissiyle anlık mutluluk yaşarlar. Fakat sonrasında vücutta meydana gelen değişimler ve kan şekeri dalgalanmaları, beraberinde uzun vadede alınan kiloları, pişmanlığı ve hastalıkları getirir.

İnsülinin de etkisi büyük

Bir diğer tatlı krizi sebebi de “insülin” denen iştah canavarının pankreas tarafından kontrolsüz salgılanmasıdır. Her yemek sonrası vücudunuz tatlı yemeden doydum sinyali göndermiyor ve gece çikolata yemeden uyuyamaz hale geliyorsanız insülin metabolizması bozulmuş demektir. Özellikle karın bölgesinde fazla yağlanma, açlık halinde konsantrasyon bozukluğu ve sinirlilik şikayetleri diyabet hastalığının habercisi olabilir.

Peki, nedir bu insülin?

İnsülin, pankreasın ürettiği ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. İnsülin, yediğimiz her yiyeceği sindirim sistemiyle parçalayarak, kana enerji sağlayıcı glikoz olarak karışmasını sağlar. Fazla şekerli yiyecekleri zamanla tolere edemeyip kan şekerini düşüremez hale gelince vücutta depolanarak yağlanmaya ve fazla kilolara sebep olmaktadır. Bu noktada söylenmesi gereken, halk arasında yaygın olarak yanlış bilinen en önemli şey, “şekerli yersem kan şekerim yükselir ve iyi hissederim” yanılgısıdır. İnsülin hormonumuzun asli görevi yenen tatlı, tuzlu fark etmeksizin her yiyeceği beynimizin ve vücudumuzun yakıtı olan glikoza dönüştürmektir. Fazla şekerli yiyecekler insülin metabolizmasını bozarak kan şekerimizin dengesini alt üst eder ve kısır döngü oluşturarak içinden çıkılmaz bir hale getirir.

Son yıllardaki çalışmalarla, şeker oranı yüksek besinler tüketmenin kanser riskini artırdığı, aslında her vücutta bulunan kanser hücrelerinin şekerle beslendiğini ve çoğaldığı kanıtlanıyor. İsminin altındaki algının tam aksine tam bir “zehir” olan şeker, cilt kırışıklığı ve erken yaşlanmadan, bağışıklık sistemini zayıflatmaya, çocukluk çağında zihinsel ve bedensel gelişimi olumsuz etkilemekten, stresi arttırmaya dek pek çok soruna yol açıyor.

Estetik kaygılarla sadece aldığınız kilolara odaklanmayın!

Alınan kiloların vücutta içten yarattığı sorunların ne olduğunu, yaş ilerledikçe bizi ne gibi hastalıkların beklediğini düşünüp, geç kalmadan hemen önlem çalışmalarına başlayabilirsiniz. Unutmayın, zararın neresinden dönersek kardır!

Peki canımız tatlı çektiğinde, bu krizlere nasıl karşı koyacağız?

Tatlı krizini önlemenin 10 yolu:

1.Mutlaka güne kahvaltıyla başlayın

Kan şekeri düşük uyanan vücut iyi bir kahvaltıyla beslenmezse, kan şekeri daha düşeceği için tatlı isteği artar. Tatlı tüketilen kahvaltıda, kan şekeri aniden yükseleceği için kısa süre içinde tekrar şeker isteği oluşacak ve şeker bağımlılığı döngüsü devam edecektir.

2.Kuru meyvelerin gücünden faydalanın

 Kuru meyveler tatlı isteğini bastıracak ve kan şekerini yükseltmeyecek en iyi alternatiflerdir. Kuru incir, kayısı, dut ve üzümün zengin posalı ve vitaminli içerikleri, tatlı açığınızı kapatacak ve zararlı basit şekerli besinlere yönelmeyi engelleyecektir.

3.Tarçın kullanın

 Tarçın, hem tatlı isteğini bastıran hem de kan şekerini dengeleyen mucize bir bitkidir. İçme suyuna, ya da demlediğiniz çaylara tarçın çubuğu koyarak ya da elmanın üzerine tarçın döküp fırınlayarak sağlıklı tatlı alternatifleri üretebilirsiniz.

4.Diyetinizden “üç beyazı”; şeker, un ve nişastayı çıkarın

 İşlenmiş, paketlenmiş hemen her gıdanın içerisinde, maalesef ki şeker, fruktoz, nişasta ve un bulunuyor. Bu ürünler bağımlılık yarattığı için tamamen hayatımızdan çıkarıp yerlerine daha doğal ve taze, işlenmemiş yiyecekler koymalıyız.

5.Alkolle veda edin

Alkollü içeceklerin nerdeyse tamamı şeker ve nişasta zengini karbonhidrattan üretiliyor. İdeal kilosuna kavuşmuş, spor yapan ve dengeli beslenen kişiler, çok sık olmamak kaydıyla, 1-2 kadeh şarap türü alkol kullanabilirler. Yanında yenecek protein ve kalsiyum içerikli peynir, yoğurt gibi besinler alkolün olumsuz etkilerini hafifletir.

6.Posa ve lif yönünden zengin beslenin

Sebzeler, meyveler, kuruyemiş ve bakliyat grubu en önemli lif kaynaklarımızdır. Gıdaların posa içeriği arttıkça şeker oranları düşer, bağırsaktaki mevcut şekerin emilimi azalır ve yavaşlar.

7.Karbonhidratları proteinlerle birleştirin

Canınız çok karbonhidrat çekerse en iyi yöntem, proteinle etkisini azaltmaktır. Yoğurtlu bulgur pilavı, kıymalı kepekli makarna, yoğurtlu taze meyveler gibi doğru seçimler tatlı krizlerini önlemede bize yardımcı olur.

8.Şekersiz sakız çiğneyin

Sakız çiğnemek, iştahı kapatır. Tabi şekersiz olanı. Sakız çiğneyenlerin, çiğnemeyenlere göre daha fazla enerji harcadığı saptanmış. Şekerle savaşınızda yanınızdan sakızınızı eksik etmeyin.

9.Pekmez ve siyah üzüm tüketin

Kadınların özellikle adet dönemlerinde aşırı şeker tüketme eğilimi, magnezyum ve demir eksikliğinden kaynaklanır. Bu dönemlerde günlük 1 kaşık pekmez ve 1 avuç siyah üzümü geçmeyecek şekilde magnezyum ve demir açığınızı kapatıp, tatlı krizlerinizden kurtulabilirsiniz.

10.Tabi ki egzersiz yapın ve bol su için

Yapılan egzersiz vücuttaki fazla yağları yakmaya yardımcı olurken kan şekerimizi de düzenler. İçilen bol suyla vücutta birikmiş olan toksin ve fazla şekeri kolaylıkla atabiliriz. Tatlı krizlerini önlemek için içme suyuna atılan çilek, yaban mersini, ahududu gibi kırmızı orman meyveleri, hem su ihtiyacımızı karşılar, hem de basit şeker yerine antioksidan deposu meyvelerden faydalanmamızı sağlar.

21 gün sonra zafer sizin!

Tüm bu basit ama etkili önerilerin yanında bir kez daha hatırlamalıyız ki, insan vücudu basit, yapay şeker ve işlenmiş gıdalarla beslenmeye programlı değildir. Tarih boyunca insanoğlunun sağlığı, hayvansal kaliteli protein ve doğal ürünlerden uzaklaşıp şekere ve yapay gıdalara yöneldikçe bozuldu ve hastalıklar gün be gün artarak devam etmekte.

Gelin siz de bugünden itibaren şekerle savaşınıza başlayın. Unutmayınız ki, disiplinle uygulanırsa şekerin vücuttan atılma süresi sadece 21 gündür. 3 hafta boyunca şekersiz beslenin ve vücudunuzdaki değişimlere, iyilik halinizin artışına hayretle tanık olun.

Şekersiz ve sağlıkla kalın

Miray EREN
Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Koçu

Instagram: fitol_guzelkal
Facebook: fitolguzelkal

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir