Sağlık

SİLİKONUN TARİHTEKİ YOLCULUĞU

Yazar:  | 

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tercan yazılarıyla Kendime İyi Bakıyorum’da..

Estetik @ istanbul

SİLİKONUN TARİHTEKİ YOLCULUĞU

Gerek doğumsal, gerekse sonradan olan meme deformitelerinde yada boyut sorunu olduğunda silikonlar kullanılmaktadır. Memelerdeki deformiteler meme hastalıklarının tedavisi sonrası da gelişebilir. Günümüzde silikonlar en fazla meme büyültme amaçlı kullanılmaktadır.

Geriye doğru baktığımızda meme büyültme işlemlerinin 1800 yıllara kadar uzandığını görüyoruz. Meme büyültmede yağ dokusu kullanılmaya çalışılmış ancak istenilen sonuçlar alınamamış, 1900 yılların ortalarında teflon, ivalon, poliüretan gibi maddelerle meme büyültmeler yapılmaya çalışılmıştır. Ancak o zamanki teknoloji ile üretilen bu implantlara vücut olumsuz reaksiyon göstermesinden sonra bu uygulamalar terk edilmiştir. Bir dönem epoksi reçine, parafin, petrol bazlı jel ve sıvı silikon uygulanmış, benzer şekilde reaksiyonlarla karşılaşılması sonucu bu uygulamalar da terk edilmiştir.

Günümüzdeki modern implantların gelişimi ise silikon kılıf içerisine bu kılıf dışına çıkmayan sıvıların yerleştirilmesi ile başlamıştır. 1960’larda ince silikon tabaka ve içerisine silikon jel doldurularak üretilen implantlar oldukça başarılı olmuş ve gittikçe daha ileri aşamalara gelmiştir.

Halen kullanılmakta olan silikonların içerisinde serum yada jel bulunmaktadır.

SERUM ve JEL İÇEREN SİLİKONLAR

İçi serum ile doldurulmuş implantların kullanımı ilk olarak Fransa’da başlamıştır. Ancak serumun silikon kılıfı küre şekline dönüştürmesi, implant kenarlarında düzensizliklerin olması ve serumun zamanla implant dışına çıkarak hacim kaybetmeleri gibi sorunlarla karşılaşılmıştır. Zaman zaman soğukluk hissi ve doğal bir yumuşaklık vermemesi de üreticileri yeni arayışlara yönlendirmiştir.

Jel dolu silikon implantlar ise A.B.D.’de üretilmeye başlanmış ancak bu silikon implantların dış kılıfları kalın ve içerisinde jel de günümüzde uygulananlardan farklı şekilde kullanılmıştır.

Dakron maddesi ile anatomik şekilde yada damla şeklinde silikonlar geliştirilmiştir ancak kapsül kontraksiyonu (normalde olması gereken kapsül dokusunun kalınlaşması ve silikonu sıkması) gibi bir sorunla karşılaşılması sonucu yeni arayışlara girişilmiştir.

Daha ince silikon implantlar geliştirilmiş ve bu grup silikon implantlar ikinci jeneresyon silikonlar olarak adlandırılmıştır. Bu silikonlar yuvarlak şekilde ve daha az yoğun jel içermekteydi ve daha doğal bir his veriyordu. Ancak ideal silikona henüz ulaşılamamıştı ve bu implantlarla ilgili bir sorun çok geçmeden ortaya çıktı. Silikon içerisindeki jelin silikon kılıf dışına mikroskobik boyutta da olsa çıktığı görüldü. Uzun süren çalışmalar üçüncü jenerasyon silikon implantların geliştirilmesi ile sonuçlandı.

1980’lerdeki geliştirilen çok tabakalı silikon elastomerleri ile bu sorun aşılabildi. Bu şekilde jelin dışarı kaçmasını önleyecek bariyer tabakası geliştirilmiş oldu. Silikon implantların geliştirilmesine devam edilerek dördüncü ve beşinci jenerasyonlar geliştirildi.

Silikon implant üretimi A.B.D.’de sıkı kontrol altına alındı ve FDA tarafından çok sıkı kriterlere bağlandı. Daha sonraki dönemde beşinci jenerasyonda anatomik (damla) silikon implantlar geliştirildi ve bunların içerisi daha yoğun jel ile dolduruldu.

SİLİKON YÜZEYİ PÜRTÜKLÜ MÜ DÜZ MÜ OLMALI

Silikonun üretim tekniğinde belli bir aşama kaydedildikten sonra silikon yüzeyi pürtüklü olarak hazırlanarak kapsül kontraksiyonu azaltılmaya çalışıldı. Bir dönem silikonlar poliüretanla kaplandı ama daha sonra bundan vazgeçilmiştir. Farklı yöntemler kullanılmış ve her üretici firmada pürtüklü yüzey oluşturma yöntemi farklılaşmıştır.

Tıbbi silikon maddesi polydimethylsiloxane zincirlerinden oluşan yarı inorganik moleküldür. Molekül uzunluğu farklı olabilmektedir ve bu uzunluğa bağlı olarak silikonun özellikleri de değişmektedir. Sıvı silikonda moleküller kısa zincirlerden oluşmakta olup tıbbi uygulamalarda ve cihazlarda kayganlık özelliğinden faydalanılmaktadır. Silikonun molekül uzunluğu arttırıldıkça daha yoğun silikon elde edilmektedir ki bunlar anatomik (damla) implantlarda kullanılmaktadır. Ayrıca katı tip silikonlardan elmacık kemiği, çene kemiği gibi yapıların düzeltilmesinde destek olarak ve travma sonucu eksilen bazı dokuların yerine de kullanılabilmektedir. Tıp da tedavi amaçlı silikonun kullanımı oldukça yaygındır. Çünkü silikon maddesi vücuda en uygun maddelerden biridir.

Silikon günümüze kadar yüzbinlerce kişide kullanılmış olsa da halen silikonla ilgili tartışmalar devam etmektedir.

Texas Universitesi MD Anderson Tıp Merkezinin 2007-2010 arasında silikon ameliyatı yapılan 100 bin kişinin sağlık verileri değerlendirmesinde silikonun bağ doku hastalıklarıyla ilişkisi oldukça nadir olarak bulunmuştur. Bağ doku hastalıkları normal popülasyona göre 6-8 kat yüksek bulunmuştur. Bu konu tartışmalı olmakla birlikte ailesinde bağ doku hastalığı olan kişilerde silikon kullanılmasında daha ayrıntılı değerlendirme yapılması faydalı olacaktır.

2011 de Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu bağışıklık sistemi ile ilişkili bir tür lenfoma olan ALCL (anaplastic large cell lymphoma) ile silikonların ilişkili olabileceğini bildirmiştir. Oldukça nadir olsa da özellikle pürtüklü yüzeyli silikonlarda görülen bu durumun tam olarak neden kaynaklandığı henüz bilinmemektedir. Üretim sürecindeki bazı uygulamalarla yada kronik enfeksiyonla ilişkili olabilir. Bu sorunun erken dönemde ortaya çıkması ve silikon ameliyatı geçiren kişilerin bilgi sahibi olması ile tedavisi mümkün olabilmektedir.

Genel olarak aşağıdaki hususları hatırlamakta fayda vardır:

  • Meme implantları hayat boyu garantili değildirler.Meme implantları ortalama 10-15 yıl ömürlüdürler. Herhangi bir sorun olmadığı sürece değiştirilmeleri mutlaka gerekmez. 3 yılda bir yapılacak MR ile meme implantlarının durumu kontrol edilebilir.
  • Meme implantı olan kişilerde mamografi çekilmesi daha zor değildir.Gerekli görüldüğünde rutin mamografiler yapılmalıdır.
  • Meme implantları yapılan ameliyat yöntemine bağlı olarak emzirmeyi etkileyebilir yada hiç etkilemez.Genelde emzirme etkilenmemekle birlikte bazı kadınlarda zorluklar olabilir.
  • MR çekilmesi.Her ne kadar ameliyattan 3 yıl sonra MR önerilse de herhangi bir sorun yok ise mutlaka gerekli değildir.

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tercan yazılarıyla Kendime İyi Bakıyorum’da..

Whats App: https://web.whatsapp.com/  +90 538 549 50 67

E-posta: estetikinfo@gmail.com

Estetik @ istanbul

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir