Psikoloji

Adım Adım Yaygın Kaygı

Yazar:  | 

Merhaba sevgili okurlar,
Anksiyete teriminin dil kökenine baktığımızda endişe, sıkıntı anlamlarına gelmektedir. Anksiyete yani kaygı bozuklukları da tam da bu şekilde ifade edilir. Aslında kaygı her insanın yaşayabileceği bir durumdur. vucüt herhangi bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığında, kaygı vucudun otomatik bir tepkisidir. Kaygının zararlı olduğu durumlar, aşırı hissedildiği ve buna bağlı olarak kişinin günlük işlevselliğini bozduğu durumlardır.
Kaygı bozuklukları günlük dilde kuruntu hastalığı olarak da bilinir. Kaygı bozukluğu yaşayan kişiler, gündelik olaylarda bile engelleyemedikleri endişeye kapılırlar. İş hayatı, sorumluluklar, çocuklarla ilgili olaylar, sağlık problemleri, ödevler, ev işleri ve benzeri konularda normal düzeyden fazla endişe tepkileri gösterirler. İleri ki boyutlarda bu durum sosyal, iş veya okul hayatlarındaki işlevselliği bozar. Kaçınma davranışları sergilenebilir, mesela kişi için okula veya işe gitmek artık o kadar kaygı verici bir durumdur ki, gitmemeyi tercih edebilir. Bu kaygı yaşantımızı olumsuz şekilde etkiler. Kontrol edemediğini düşündüğü her durum için çok yüksek bir kaygıya hisseder ve bu durum kişi için çok yorucudur.
Kişi, “acaba işimi zamanında bitirebilecek miyim?”, “Randevuma geç kalır mıyım?”, ” eşim telefonunu açmıyor, hala eve gelmedi, kesin bir şey oldu” gibi kontrol edemeyecekleri durumlar üzerine kaygı duyar ve bu durumu sosyal hayatına yansıtır. O nedenle bu kaygı durumu sadece kendisini etkilemekle kalmaz, ilişkide olduğu kişileride etkiler. Kaygı bozukluğu yaşayan kişiler, genellikle kaygılarını kontrol edemez ve karşı tarafa yansıtırlar. Bunun sonucunda ilişkilerde gerginlik yaşanması sıkça görülür.
Kaygı bozukluklarının nedenlerine bakıldığında genetiğin önemi ilk sıralardadır. Aile geçmişinde benzer psikolojik bir rahatsızlık olması kişininde kaygı bozukluğuna yatkınlığının etkilemekte, ailesinde olmayan kişiye göre daha kaygı bozukluğu yaşama olasılığının daha fazla olduğu bilinmektedir. Kaygının bir başka nedenine değinecek olursak, ailelerin kaygılı davranışlarının çocuğuda etkilediğini söyleyebilir. Bebekliğinden beri fazla korunup kollanmış , aşırı kaygılı ve sürekli uyarı yapan ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar yetişkinlik dönemine geldiklerinde kaygı bozukluğu geliştirebilirler. Örneğin, sürekli çocuğunun başına bir şey gelecek diye dışarı çıkmasını engelleyen, her türlü önlemi daha önceden alan kontrolcü ebeveynler, çocuklarına kaygı düzeyini arttırmakta, çocuğa sürekli bir tetikte olması gerektiğini hissettirmektedir.
Kaygı bozuklukları günümüzde sıkça rastlanılan bir durumdur. Stres faktörlerininde arttığını düşündüğümüzde bu olası bir durumdur. Maalesef ki tek başınıza bu durumu idare etmeye çalışmanız, hayat kalitenizi düşürecektir, o nedenle siz de kendinizde yukarıda belirtilen durumları deneyimliyorsanız, bir uzmana başvurmanızı öneririm.

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir