Röportaj

Böyle Doktor Görmediniz! (2. Bölüm)

Yazar:  | 

 

Sevgili Kendime İyi Bakıyorum Okurları,

 

İlk bölümü milliyet.com.tr Pembenar’da yayınlanan röportajın 2. Bölümü’nde Fenomen Doktorlar; Dr. Cahit Dinçer, Dr. Emre Yılmaz, Dr. Hakan Tüfekçi ve Dr. İbrahim Şahin ile keyifli sohbetimize kaldığımız yerden devam ettik.

Dr. Cahit Dinçer

Instagram fenomeni olmanın bir doktor olarak artıları ve eksileri nelerdir? Nasıl bu kadar çok takipçiye ulaştınız?

Tıp son sınıf öğrencisiyken önlüklü fotoğraf paylaşma furyası başladı. Bir anda hiç tanımadığım insanlardan bile yorum almaya başladım. Açıkçası bu durum hoşuma gitti. Yorum ve takipçi artışı… Belirli bir takipçi sayısına ulaştıktan sonra benimle ilgili “onedio.com”da bir haber yapıldı. Bu bir anda takipçi sayım katlandı. Yakın çevremden de “Aa Cahit biz seni gördük!” şeklinde yorumlar aldım. Benim haberim yoktu açıkçası bu haberin yapıldığından. Olayın ciddiyetine ancak akşam profilime baktığım zaman hakim oldum; her güncellemede takipçi sayımda artış oluyordu.

Instagram profilinizde gezinince pek çok genç kız hayranınızın olduğunu anlaşılıyor. Yaşadığınız ilginç bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Acilde nöbet tuttuğum dönemlerde ilginç şeyler yaşıyordum. Aslında neredeyse her doktorun yaşadığı şeyler. Hasta olmadığı halde hasta taklidi yapan hastalarım oldu. Ben böyle bir durumla karşılaştığımda sert yaklaşmadım. Kötü niyetle gelmediklerini, merak ettiklerini düşünüyorum. Gerçekten fotoğraftaki gibi mi diye merak ediyorlardı belki de… Anladığım zaman şikayetleri varsa yardımcı oluyordum. Kimseye sert veya kaba bir üslupla tepki vermedim.

Peki, hayranlığın boyutunu biraz kaçırıp takip eden hastalarınız oldu mu?

Maalesef oldu, ki bu durum oldukça ürkütücüydü. Hatta abartıp evimin etrafında dolaşanlar oldu. Arabama yazılar bırakıyorlardı. Açıkçası bu durum beni biraz korkutuyordu. Çünkü karşınızdaki kişinin nasıl biri olduğunu bilmiyorsunuz. Psikolojik problemleri olan biri de olabilir düşüncesiyle korkuyordum; kesinlikle şımarıklık olarak algılanmasını istemem.

Çalıştığınız hastaneye gelen hastalar karşılarında sizi görünce nasıl tepki veriyor?

Hasta daha çok yaklaşımınıza bakıyor. Görüntü de önemli, ancak istediğiniz kadar güzel görünün, güler yüzlü değilseniz veya yeterince ilgili değilseniz kimse sizi güzel görüntünüzle hatırlamıyor.

Mesleki bilginizi sorgulayan ya da bu kadar yakışıklı bir adam nasıl doktor olur diye yaklaşan hastalarınız oldu mu?

Açıkçası hastalardan böyle bir yaklaşım görmedim ama meslektaşlarımın böyle bir yaklaşımı oldu. Staj yaptığım dönemde meslektaşlarımdan “çok fazla ders çalışmıyorsundur sen” gibi sözler işittiğim oldu. Kaldı ki tıp eğitimi çok ağır bir eğitim, ders çalışmazsanız okulu bitiremezsiniz. Ben hiçbir zaman gece kulüplerinde gezen biri olmadım. Son derece sıradan bir hayatım var. Spora giden, arkadaşları ile vakit geçiren bir insanım. Ancak son bir yıldır sınava hazırlandığım için bunları da yapamadım. Bir nevi kendimi kapattım. Artık daha çok sosyal hayatıma zaman ayırabiliyorum.

                  

                                                         

Dr. Emre Yılmaz

Doktor olmanızın yanı sıra sosyal medyada çok popülersiniz. Takipçilerinizden “müdavim hasta” kategorisine geçen oldu mu?

Aslında müdavim hasta yakınlarım daha çok diyebilirim. Aile hekimi olarak, poliklinik zamanım genellikle çocuk yaş grubu ve erişkin yaş grubuyla geçiyor, genç kızlar ve erkeklerle günlük rutinimin ancak küçük bir kısmında karşılaşabiliyorum. Ama son zamanlarda, kronik hastalık takibini yaptığım anneannesi, babaannesi veya anne babası ile gelen genç bir kitle var. Hastam ile oldukça ciddi bir planlama yaparken, bir anda dönüp “ben de sizi Instagram’da takip ediyorum” diyebiliyorlar, o an komik dakikaların da yaşanması için zemin hazırlıyor.

Hobileriniz nelerdir? Mesleğinizden arta kalan zamanları nasıl geçiriyorsunuz?

Yemek yapmayı, mutfakta yeni şeyler denemeyi çok seviyorum. Bu konuda özel bir eğitim almadım. Ancak yıllardır yalnız yaşıyorum, başlangıçta ihtiyaç nedeniyle hazırlanan yemekler sonrasında bir tutkuya dönüştü. Spor dışında geçen zamanlarımın çoğunu, yemek konusunda yeni şeyler araştırıp denemekle geçiriyorum. Bu konuda kendimi oldukça geliştirdim, dünya mutfağından neredeyse birçok yemeği yapabiliyorum. İleride mutlaka kendi mutfağında yer aldığım bir yer açmak istiyorum.

Hasta-doktor ilişkisindeki sınırlar çok keskin, eminim sınırları aşmaya çalışanlar oluyordur. Böyle durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Çoğu zaman, her işte sık karşılaşabilecek bir durum aslında bu. Hekimlik yaparken aslında bir yandan da zor durumları yönetmeyi öğreniyorsunuz. Sosyal medyayı kendime ayırdığım zaman içerisinde kullanmaya özen gösteriyorum, fakat bazen kendime ayırdığım bu zaman dilimi mesai saatimin uzadığı hissini verebiliyor. Yazılan her yorumu ve mesajı görmek, cevap vermek, genel olarak bu talebi karşılamak gerçekten çok zor. Paylaştığım gönderiler, hikayeler veya yaptığım canlı yayınlar sonrasında gelen mesajların ivmesi de artıyor haliyle. İletişim temelli böyle bir işte çalışırken tabii ki bazen sınırlar kalkabiliyor. Çoğu mesaj pozitif olsa da, bazen özel hayatımı soran, bir parçası olmaya çalışanlar da var tabii, bu durumlarda genelde cevap vermemeyi tercih ediyorum, fakat bazen kibar bir şekilde uyarmak gerekebiliyor. Her zaman bahsettiğim sınırları korumaya özen gösteriyorum, çünkü o hesabı kullananlar yarın hastanız olabiliyor.

Sosyal medyada popüler olmanın mesleğinize artı ve eksileri nelerdir?
Açıkçası sosyal medya hesabımı mesaim bittikten sonra kullanmaya başlıyorum. Daha çok sosyal hayatımdan, gittiğim yerlerden kesitler sunmaya çalışıyorum. Günün büyük bölümünde çalıştığım için sıklıkla hastaneden de paylaşım yapıyorum, amacım biraz hekimliğin imajını değiştirmek, mesleğin daha eğlenceli taraflarını göstererek sevdirmek. Çoğu genç takipçimden meslek seçimleriyle ilgili olumlu mesajlar alıyorum, bu da haliyle sevindirici oluyor. Takipçilerimle haftalık canlı yayınlar yapıyoruz, merak ettikleri konuları ayrıntılı konuşuyoruz, böylece sosyal medya kullanımını sağlıkta farkındalığa çevirme fırsatı buluyorum. Bizim işimiz aslında tamamen iletişim temelli bir iş, çoğu zaman hastalarla pozitif bir ilişki içindeyken, bazen kötü haberler vermek zorunda da kalıyoruz. Bizim stresli olduğumuzda yaşadıklarımızı profesyonel hayatımıza yansıtma lüksümüz yok. Ben bu konuda şanslı bir insanım; çok stabil bir hayatım var; her sabah kalkar duş alır, kahvemi içerim ve neler yapacağıma önceden bakarım, ne olursa olsun hastalarımı güler yüzle karşılamaya özen gösteririm. Fakat sosyal medya kullanıcılarının bir kısmının mesai ve zaman kavramı pek yok, insanlar sizi günün tüm zamanlarında ulaşılabilir olarak görüyor ve anında taleplerinin karşılanmasını bekliyorlar. Yine de geneli motivasyonumu arttıran yorum ve mesajlar olsa da hakarete varan mesajlar da gelmiyor değil, haliyle bu durum biraz yorucu ve zorlayıcı olabiliyor.

Doktorların pek çoğu tanınmak adına mesleki röportajlar verirken, siz daha meslek hayatlarınızın çok başında tanınır hale geldiniz. Sizden daha tecrübeli doktorların arasında bu durum kıskançlığa sebep olmuyor mu?

Her meslekte olduğu gibi sağlık alanının da ticari bir boyutu var, fakat bu alanda çalışırken ben bu tip durumlarla çok karşılaşmadım, olduğunu da pek düşünmüyorum. Hekimlik, bilginin sürekli yenilendiği bir meslek, akademik anlamda da çalışmaları olan bir hekim olarak, benden daha tecrübeleri hekimlerin yaptığı kaliteli çalışmaları, bilime katkılarını görmek beni heyecanlandırıyor, daha üretken daha çalışkan olma konusunda daha çok motive oluyorum. Sosyal medyada popüler olmak, sadece daha çok insana ulaşabilme ve güncel bilgiyi aktarabilme imkanı sunuyor.

Dr. Hakan Tüfekçi

Mesleğiniz kuşkusuz zor. Böyle bir mesleği icra ederken sosyal medyaya nasıl zaman arıyorsunuz?

Sosyal medyada bazen acil serviste dinlenme vakitlerimde, bazen de seyahat ederken, tatillerde çekilen fotoğrafları paylaşıyorum. Vakit açısından benim için zaman kaybı olmuyor. Zamanı efektif kullandıktan sonra hem sosyal medyaya hem aileye hem de sosyal hayata vakit ayırabiliyorum.

Sosyal medyada popüler olmanın mesleğinize katkıları var mı?

Mesleğime sosyal medyada popüler olmanın katkıları olduğunu düşünüyorum. Hem hekim olarak sosyal ortamlarında tanınma açısından, hem de hastalarımın beni tanıması ve güvenmesi acısından etkili olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sağlık sektörü ile alakalı farklı alandaki iş teklifleri içinde gündemde olup ulaşılabilirlik için etkili. Türkiye’deki onca hekim arasında bilinen ve tanınan hatta takip edilip sevilen bir doktor olmak benim için gurur verici bir duygu.

Sahte hesaplarla başınızın dertte olduğunuzu biliyoruz. Nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bence sosyal medyanın en yıpratıcı ve zarar verici yanı ne yazık ki sahte hesaplar… Adıma açılmış hesaplarla ya da fotoğraflarımın alınıp başkaları tarafından kötü niyetlerle kullanılmasına o kadar sık rastlıyorum ki… Genellikle takipçilerim böyle bir profille karşılaşınca bana iletiyor. Öncelikle hep birlikte gereğini yapıyor, sahte olarak bildiriyoruz. Uygulamalar ne yazık ki bu tarz profilleri tespit ederken yetersiz kalıyor. O yüzden bildiri yapmak gerekiyor. Bazı profilleri de hakkında işlem yapılması adına avukat arkadaşlara teslim etmemiz gerekiyor. Umarım bu profilleri kullanan insanların, bu şekilde bir yere varılamayacağını anlayacakları günler gelir.

Dr. İbrahim Şahin

Sizi Tıp okumaya iten sebep ne oldu?

Aslında bununla ilgili bir anekdot var. Çocukluğumdan beri matematik ve fiziğe ilgim vardı. Ailemde de mühendis akrabalarım var. Ben de mühendis olmayı istiyordum. ÖSS sınavından bir gün önce şiddetli bir şekilde karnım ağrıdı. Gece evimizin yakınındaki bir hastanenin acil bölümüne gittik. Doktor bey stresten olabileceğini söyledi. Sabah sınava girdim; ancak ağrı geçmedi. Sınavdan sonra tekrar hastaneye gittiğimizde genel cerrah gördü. Beni ameliyata aldılar; apandistim patlamış… Tercih dönemi boyunca sürekli hastaneye gidip geldim. Doktorumu çok sevdim. Yaptığı işi sevdim ve aslında tıpta da bir parça mühendislik olabileceğini keşfettim ve tercihim Tıp Fakültesi olarak değişti. Tıp fakültesinde ihtisasım süresince aslında ders çalışmanın yanında iletişimin de çok önemli olduğunu fark ettim. İnsanlarla iletişimimin kuvvetli olması mesleğimde bana avantaj sağlıyor. Özellikle çocuklarla çok iyi anlaşırım. Teyzelerle, amcalarla… Kısacası her yaştan hasta ile iletişim kurmak konusunda asla sorun yaşamam. Çok ilginç gelecek belki ama ameliyat olduğum hastanede çalışıyorum şu anda.

Sporla yakından ilgileniyorsunuz. Bu kadar yoğun iş temposunda spora nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?

Ben sporun sadece fiziksel olarak bir katkısı olduğuna değil, zihinsel ve karakterin gelişimi için de faydalı olduğuna inanıyorum. Sporun beni motive ettiğini düşünüyorum. Bana her zaman katkısı oldu. Özellikle sporla haşır neşir olmam sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmamı sağladı. Ben de bana olan pozitif katkısını gördükçe sporu daha çok sevdim; spor benim için yaşamın bir parçası. İleriki hayatımda da her zaman spor yapmayı istiyorum. Sporun yanı sıra sağlıklı ve dengeli beslenmeye de dikkat ediyorum.

Hastalarınız sizi gibi genç ve yakışıklı bir doktorla karşılaşınca nasıl tepki veriyor?

Ben görüntünün insanlar üzerinde pozitif etkisi olduğuna inanıyorum. Özellikle çocuklar üzerinde farklı bir enerjim olduğuna inanıyorum. Genç olmam da bu duruma katkı sağlıyor. Çocuklar beni çok seviyor; ben de onları çok seviyorum. Asla çocukları kırmam. O an stetoskopu alıp beni muayene etmek isterse yapabilir ya da bazen dişlerime bakmak istiyorlar, izin veriyorum. Çocukları çok seviyorum. 18 yaş altı insan grubu kesinlikle samimi bir yaş grubu.

Fotoğraflar için Cozy Ajans, Güfran ÜNSEL, Sertan TİRYAKİ ve Mihriban TAŞDÖĞEN’ e, makyaj için Ayşegül PARÇALI’ ya teşekkür ederiz.

Marka danışmanlıkları, eğitimler, öneri ve görüşlerinizi bildirmek üzere bana aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.

Mail: markadanismanituvanaeroltu@gmail.com

Instagram 1: @tuvanaeroltu

Instagram 2: @tuvanaeroltuilemarkalasma

 

 

 

 

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir