Röportaj

Ayla Çelik Bilinmeyenlerini Anlattı

Yazar:  | 

2012 yılında Demet Akalın’a verdiği “Türkan” adlı parçayla Altın Kelebek ve Türkiye Müzik ödülleri’nde “Yılın Şarkısı” ödülünü alan Ayla Çelik,  “Ben” adlı albümüyle müzik dünyasını kasıp kavuruyor. Ayla Çelik ile müziğe dair hikayesini konuştuk.

Şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Süperim, çok iyi hissediyorum kendimi. Gündemimde mutfağım var sadece, mutfağımı nasıl değiştirebilirim, düşünüyorum. Bir yemek yapma arzusu aldı içimi şu ara. Özellikle milkshake’lerde uzmanlaşmak istiyorum. Müzikle ilgili gündemimse hiç değişmiyor, müzik hep var hayatımda…

 “Ben” adlı albümünüz müzikseverler tarafından çok sevildi. Bu albümün “Lavanta”dan farkı nedir sizce?
“Lavanta” benim için çok özel bir albümdü. Çok önemli tecrübeler edindim. O albümden edindiğim tecrübelerle de bugün buradayım. İkinci albümde daha kendim oldum; çünkü ikinci albümde kalbimin sesini dinlemeye karar verdim ve her şeye kapattım kendimi. Sadece kendimi dinledim.  Dominant tarafım daha çok ortaya çıktı. Lavanta ilk deneyimim olduğu için bir iki adım geri durdum. Belki de 10 adım… Güzel bir albümdü o da ama tanıtımıyla ve kendi tecrübesizliklerimle alakalı biraz sıkıntılar oldu. Bu albümde daha kontrollüydüm.

Albümdeki favori şarkınız hangisi?
Hepsi. Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım. Hepsi favorim. Zaten sevdiğim, özel şarkılar seçtim.

Neye göre seçtiniz bu şarkıları?
Birbirinden farklı olsun istedim. Her birinin ayrı rengi ve tadı olsun istedim. Tamamen duygusu da farklı olsun istedim. Birinde sert bir kızsam, bir diğerinde yumuşak oldum. Birinde sinirliysem, birinde güler yüzlü oldum. Birinde geçmişteydim, birinde bugündeyim.

2012 yılında Demet Akalın’a Türkan diye bir şarkı yazdınız ve yer yerinden oynadı. Şarkının sözleri öyle muzır ki, neyi düşünerek yazdınız merak ediyorum.
Kızsal durumlar işte… Ortalığı karıştırmışsın, bin tane yılanlık, sinsilik ama kuyruk da hep dik… Telefonla yaşıyorum, çalsın diye gözüm kulağım orada, çalarsa da açmayacağım modundayım ama… Bir çekirdek yığını önümde ve Türkan Şoray izlediğim filmde… Gerisini anlarsın sen. Tam bir öpüşme sahnesi olacak, salak bir gülümsemeyle “Aa öpüşecekler!” dedim sonra aklıma geldi “Aaa o öptürmez ki” dedim içimden. İyi ki de öptürmedi, bu vesileyle de “Türkan” geldi. Gökhan Tepe şahane bir beste yaptı, sevgili Demet Akalın da çok güzel yorumladı. İçimize çok sinen bir Erhan Bayrak aranjesi ile de kıymet verdi şarkımıza.

Peki aşk acısı size nasıl şarkılar yazdırır?
Çok eğlenceli matrak şarkılar yazdırır. Acıdan nefret ediyorum. Çünkü bir an önce kurtulmak için acının hep komik taraflarını görmeye çalışıyorum. Kendimle dalga geçmeyi de seviyorum. Yani kendimi eğlendirmek için yapıyorum onları. Genelde benim ters işler. Acı çekiyorken çok eğlenceli şarkılar yaparım, çok eğleniyorken de hüzünlü şarkılar yaparım. Annem öyle der zaten “Her işin hep terstir” der. Hakikaten öyle ben biraz ters gidiyorum.

Biraz geçmişe dönersek… Müzikle yolculuğunuz nasıl başladı?
Biz aile içerisinde çalan söyleyen bir aileyiz. Bizim hep şenliklerimiz olurdu. Amcam bağlama çalardı, ud çalardı, akordiyon çalardı. Ailede herkesin sesi güzel… Sırayla otururduk, herkes sırayla şarkısını söylerdi. Hepimizin şarkıları vardı, türküleri vardı. Söylerdi herkes, annem, babam, kardeşlerim, yengelerim… Müzik yolculuğum ailede başladı. Sonra da konservatuara gittim. Eğilimim hep böyle olduğu için…

Bundan sonrası için projeleriniz neler?
Yine müzik, hep müzik! Yine şarkı yazacağım, hem kendim hem başkaları için… Yine bir tiyatro oyunu ya da iyi bir proje olursa içinde olmak istiyorum.

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir