İlişkiler

Bir Elmanın İki Yarısı Gibiyiz…

Yazar:  | 

Sevgili okurlar merhaba,

“Bir elmanın iki yarısı gibiyiz”

Herhalde, bu metaforu duymayan kalmamıştır. İlişkilerde beklenen bir “tam”ı oluşturmak, bütün olmanın talep edilen bir olgu olduğunu kanıtlar niteliktedir. Peki, ama neden bir bütün olmak? Neden iki ayrı birey değil de aynı olmayı seçiyoruz?

Partnerler birbirlerine benzemeli mi?

Duygusal bağlamdaki ikili ilişkilerden beklenen bir durum olarak partnerinin kendine benzemesini, onun gibi davranmasını, benzer zevklerini paylaşmasını talep eder olduk. Tanıma evresi olarak tabir edilen ilişkinin başında, ilişki yaşadığımız kişinin kendi zevkleri olduğunu, bizden bağımsız bir birey olduğunu kabul ederek başlıyoruz. Belki de onun yaşam tarzından etkileniyoruz, onu o yapan bu zevklerin, kendimizde de olmasını hayal ediyoruz. Fakat konu ilişkiye gelince, bu durum değişikliğe uğrayabiliyor. Belki de bir elmanın iki yarısı olmaya enerjimizi harcıyoruz. Karşımızdakini olmadığı bir kalıba sokmaya veya tam tersi kendimiz, olmadığımız bir kalıba girmeye çalışıyoruz.

İlişkide iki birey olabilme

Birey olmayı kabul etme, yürümeye başlamamızla başlıyor aslında, annemizin korunaklı kollarından çıkıp, ilk adımlarımızı attığımız da bireyliğe de ilk adımı atıyoruz. Bu bireylik ta ki partnerimizi tanıyana kadar mı? Esasen bu konu birazda ne talep ettiğimizle alakalı… Siz, aynı sizin gibi olan birini mi hayatınızda istersiniz yoksa sizden farklı görüşleri olan hayatınıza farklı bir bakış açısı katabilen birini mi? Burada tamamen zıt karakterli bir kişiyi hayatınıza alın demek istemiyorum. Bir yemek düşünürsek eğer, sürekli aynı malzemeyi kullandığımızda ortaya çıkan yemekle, farklı bir malzeme eklediğimizde ortaya çıkabilecek bambaşka bir lezzetten bahsediyorum. Ufak değişikliklerle beraber tatmin olmayı öğrenebilme yetisini kazanabiliriz.

Birebir birbirinin aynısı olmak belki de kolay olan durumdur. Alışıldık zevkler, alışıldık yaşantılar, daha önceden tecrübe ettiğiniz hisler… Bunun rahatlığına alışmışken, insanı insan yapan keşfetme isteğini unutabiliyoruz. Alışmış olduğumuz kabuktan çıkıp baktığımızda, belki de en yakınımız olan, ilişki yaşadığımız bireyden bir şeyler öğrenmek, dünyayı bir de onun gözünden görmemizi sağlar.

Farklılıktan korkmayın!

Farklılıklar insana bilinmeyenin kapılarını açandır. Karşınızdakini “bir elmanın öteki yarısı” olarak değil de yepyeni, daha önce görülmemiş bir elmaya benzetin. Tadın, koklayın, dokunun keşfedin. Belki de sizin zevkleriniz, hayata bakış açınız değişecek. Aynılığın içinde kalıp, “Ama bu böyle olmalı!” yaklaşımından uzaklaşmaya çalışmayı deneyin. Bırakın karşınızdaki de size bir şey öğretsin. Unutmayın ki heterojen bir karışım olmak homojen olmaktan daha öğreticidir.

Psikolog Ilgın Şirin

mail: psikologilginsirin@hotmail.com

instagtam: @psikologilginsirin

1 Yorum

  1. Güler Sertkaya

    15 Kasım 2017 kategori: 15:01

    Birey olmayı becerebilirsek zaten ilişkide de elmanın yarısı değil, bir elma ve bir armut birlikteliği bu farklıyız ama özgürlük alanlatımıza müdahale etmeyip ilişkimizin keyfini yaşıyoruz diyebiliriz bence

    Bu arada teşekkürler bu güzel yazı için

Sohbet

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir